Ana Sayfa  Sohbet  Şarkı Sözleri  Sağlık  Fıkralar  Arama İletişim

Menü

»   Ana Sayfa
»  ansiklopeti
»  Aşk
»  Burclar
»  Cinsellik
»  Çizgi Film
»  Diziler
»  Filmler
»  Fıkralar
»  Gazeteler
»  Güzel Sözler
»  Haberler
»  Hikayeler
»  kurtce mp3 dinle
»  Msn Messenger
»  Oyunlar
»  Programlar
»  Resimler
»  Rüya Tabirleri
»  Sağlık
»  Script Hakkında
»  sicak videolar
»  Unutulmayanlar
»  Videolar
»  Yabanci filim izle
»  Yemek Tarifleri
»  İllerimiz
»  İslami
»  şarki dinle
»  Şarkı Sözleri
»  Şiirler
»  ŞİFALI BİTKİLER
»   İletişim

 adana

Okunma

577

GÜNEYİN İNCİSİ,SANATÇILAR ŞEHRİ ADANA" Adana Türkiye´ nin güneyinde Doğu Akdeniz Bölgesinde yer almaktadır. 14.000 Km2 toprakları Akdeniz kıyılarından kuzeye doğru, Torosların güney yamaçlarına kadar uzanır. Doğusunda Osmaniye, Gaziantep, ve Kahraman Maraş, kuzeyinde Kayseri, kuzeybatısında Niğde, batısında İçel ve güney doğusunda Hatay ile komşudur. 1.693.332 kişilik nüfusuyla Türkiye´nin beşinci büyük ili olan Adana kenti Çukurova bölgesinin hem ekonomik, hem de kentsel merkezi konumundadır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgede kışlar ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kuraktır. Yörede, Akdeniz iklimine has bitki örtüsü çoğunluğu oluşturur. Anadolu yarımadasının en verimli topraklarından olan Çukurova toprakları üzerinde yer alan Adana´da tarımsal üretim ekonominin lokomotifidir. Türkiye´nin tarımsal üretiminin %7.8´i bu bölgeden karşılanır. Ekilebilir arazilerin alanı 1.725.000 hektarı bulmaktadır. Bu arazilerde yetişen belli başlı ürünler başta buğday olmak üzere, pamuk, soya, mısır, arpa ve turunçgillerdir. Eski çağlardan beri askeri ve ticari yollar üstünde yer alan Adana, tarihin her döneminde çeşitli devreler için çekici bir yer olmuştur. Yapılan arkeolojik kazılarda kentin tarihinin M.Ö. 3000 yılına kadar uzandığı saptanmıştır. Bölge´de en az on değişik medeniyet ve yine en az 18 devlet, beylik, krallık gibi çeşitli siyasi kuruluşların hüküm sürdüğü belgelenmiştir. Luvi, Arzava, Hitit, Asur, Kilikya Krallıkları, Roma ve Bizans imparatorluğu, Selçuklu, Ramazanoğulları ve Osmanlı devleti bunların başlıcalarıdır. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra Çukurova´da İngilizlerin girişimi ile pamuk üretimi hızla gelişmeye başlamıştır. Daha sonra Fransız ve Alman firmalarının da bölgeye ilgi göstermesiyle tarım makineleşmiş, çırçır fabrikalarının kurulmasıyla sanayileşme yönünde adımlar atılmıştır. 1950´lere kadar ilin ekonomik yapısına egemen olan pamuk ve buğday üretimi ile pazarlaması, bu tarihten başlayarak yeni pamuk türlerinin ekilmesi, makineleşme, sulama ve gübreleme yoluyla üretimin artmasına ve kentin Türkiye´nin ilk sanayileşen bölgelerinden biri olmasını sağlamıştır. 1970´li yılların ortalarına kadar devam eden bu süreçte Adana; Tekstil, Gıda gibi tarıma dayalı sanayi kollarında Marmara bölgesinden sonraki, en sanayileşmiş bölge konumuna gelmiştir. 1980´lerde pamuk üretiminin ilin ekonomisindeki belirleyici rolünü kaybetmeye başlamasıyla tarımda çeşitlendirme sürecine girilmiş, turunçgiller üretimi ve seracılık giderek önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde 750 milyon doları aşan ihracatıyla Adana, ekonomi, sanayi ve bankacılık alanlarında Türkiye´nin önde gelen şehirlerinden birisidir. Çukurova Üniversitesi, modern hastaneleri ve karayolları, otelleri, havaalanı ile birlikte sinema ve tiyatrolarıyla da kültürel açıdan da zengin bir merkezdir. 11.000.000 m2´lik arazisiyle Türkiye´nin en büyük Organize Sanayi Bölgesi olma özelliğini elinde bulunduran Organize Sanayi Bölgesine sahip olan Adana, Yumurtalık serbest bölgesinin de hizmete girmesiyle birlikte, Gap bölgesinden elde edilecek ürünlerin işlenmesi ve ulaşımında önemli bir role sahip olacaktır. Bu açıdan yabancı yatırımcılarında bölgeye olan ilgisi her geçen gün artmaktadır. Nüfusu ve sanayileşmesi hızla artan Adana´nın, DIE´nin ikinci büyük metropolu olması beklenmektedir. ADANA´DAN GÖRÜNÜMLER; ---------------------------------------------------------------------------------------- POZANTI Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Pozantı, doğusunda Aladağ ve karaisalı ilçeleri, güneyinde yine Karaisalı ilçesi ve Mersin ili, güneybatıda Mersin, batı ve kuzeyde de Niğde ile çevrilidir. İlçe toprakları ilin batı kesiminde, yüksek ve engebeli bir alanda yer alır. Akarsu vadileri ile derin bir şekilde yarılmış olan ilçe topraklarını Orta Toroslar engebelendirir. Aladağlar´ın uzantısı olan Karanfil Dağı ilçenin kuzeydoğusunda 3.059 m.ye ulaşır. Akdağ ise ilçe merkezinin hemen güneydoğusunda 2.424 m.ye erişir. Dağların yüksek kesimleri göknar, kızılçam, sedir ve karaçam ormanları ile kaplıdır. İlçe topraklarından kaynaklanan suları toplayan Ecemiş (Körkün) Çayı ve Pozantı Deresi (Çakıt Suyu) ilçe sınırları dışında Seyhan Baraj Gölüne dökülür. Adana´ya 110 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 772 km2, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 21.756´dır. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday ve üzüm gelmektedir. Az miktarda arpa ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılıkta genellikle kıl keçisi ve koyun yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçenin doğal değerlerinden olan kıl keçileri için Karanfil dağı´nda kurulmuş bir üretme istasyonu bulunmaktadır. İlçe topraklarında krom yatakları vardır. Pozantı ilçesi, ismini yakınında bulunan Doğu Roma şehri olan "Podantrani’den almıştır. İlkçağdan bu yana Anadolu´nun iç kesimlerini Akdeniz kıyısına bağlayan doğal ulaşım yollarının geçtiği bir alanda yer almıştır. Tarihine ait fazla bilgi bulunmamakla birlikte, Yöre, Hititlerin , Perslerin, Romalıların , Bizanslıların ve Abbasilerin, egemenliği altında kalmıştır. Malazgirt Savaşı´ndan sonra 1071´de Türklerin eline geçmiştir. 1517 yılında da Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914-1917 yılları arasında demiryolunun bölgeye gelmesi ile Pozantı’da kesin yerleşim düzenine geçilmiştir. Bir yıl Fransızların işgaline uğrayan yöre halkı direnişe geçmiş ve 1920 yılında Pozantı işgalden kurtulmuştur. Bu dönemde Yeni Adana ismi ile il merkezi, sonra da bu statüsünü kaybederek Karaisalı’ya bağlı bir bucak merkezi olmuştur. 1954 yılında da Adana’ya bağlı ilçe merkezi durumuna getirilmiştir. Pozantı İlçesi´nin 8 km.güneyinde, Toros Dağları eteğindeki Börücek mesire yeri ise doğal güzelliklerinden biridir. Pozantı İlçesinde günümüze gelebilen tarihi eserler: Kızıltabya Kalesi Aktabya Kalesi Annaşa Kalesi SAİMBEYLİ Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Saimbeyli, doğuda Kahramanmaraş, güneyde Kozan ve Feke ilçeleri, batıda yine Feke ilçesi ve Kayseri ili, kuzeyinde de Tufanbeyli ilçesi ile çevrilidir. İlçe toprakları ilin kuzeyinde, derin akarsu vadileri ile parçalanmış yüksek bir alanda yer almaktadır. İlçenin doğusunu Dibek Dağı, batısını Tahtalı Dağlarının güneydoğu uzantısı olan Bakır Dağı engebelendirmektedir. Menteş, Geçilik, Göktepe ve Ziyarettepe ilçedeki belli başlı yükseltilerdir. Dağların yüksek kesimlerinde karaçam, göknar, kızılçam ve sedir ormanları vardır. İlçe topraklarını Seyhan Nehri´nin kollarından olan Göksu Irmağı sulamaktadır.Saimbeyli Deresi, Dıngır Dere, Doğu Dere, Gözüm Dere, Tek Köprü Deresi, Panik Deresi, Beienerdi Deresi ve Zoplar Suyu ise diğer belli başlı akarsularıdır. Adana´ya 157 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü1.179 km2, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 17.149´dur. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekime elverişli alanlarda yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday, arpa, baklagiller ve üzüm gelmektedir. İlçede bol miktarda kıl keçisi ve koyun yetiştirilmektedir. İlçe topraklarında diyasporit ve demir içeren cevher yatakları vardır. Bölgede görülen Hititlilere ait bazı kalıntılar, yörenin çok eski bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret etmektedir. İlçenin eski adı Haçin´dir.1096 yılında kurulduğu sanılmaktadır. İlçeye bu ismin Kozan-Ceyhan arasında bulunan Anavarza Kalesi Beyi Toryo’nun oğlu tarafından verildiği söylenmektedir. Kilikya’nın parçalanmasından sonra bir grup Ermeni, Haçin’e yerleşmiştir. O tarihten itibaren Haçin bölgede önemli bir ekonomik ve sosyal yer edinen bir yöre olmuştur. Haçin Osmanlı imparatorluğu döneminde, Elbistan kazasına bağlı 40.000 nüfuslu bir yerleşim bölgesi olarak oluşmuştur. yörede İki yüz yıl süre ile Ermeniler ve Türkler bir arada yaşamıştır. I.Dünya Savaşı başlarında sık sık isyan eden Ermeniler Osmanlı imparatorluğu’nca alınan bir kararla Suriye içlerine sürgüne tabi tutulmuşlardır. 10 Ağustos 1920 tarihindeki Sevr anlaşması ile Anadolu dış güçler tarafından paylaşılmış ve bu otorite boşluğundan yararlanarak tekrar Haçin’e geri dönmüşlerdir. Sevr anlaşmasına göre Adana ve Bölgesi Fransızlara bırakılmış olup, Fransızların destek ve kışkırtmaları ile Haçin"de yeni bir katliama ve imha hareketine başlanarak bölgede bulunan Türklere zulüm edilmiştir. Haçin´de yaşayan Türkler bu katliam sonunda, bir grup olarak Atatürk’e müracaatta bulunmuşlardır. Atatürk’ün emri ile Kuvai Milliye cephesi içerisine alınan Haçin’de uzun süre, Binbaşı Kemal Doğanbeyli ile Yüzbaşı Osman Tufanbeyli’nin komutasında çok şiddetli çarpışmalar olmuştur. Haçin, 18 Ekim 1920 tarihinde Haçin bölgesindeki Ermeniler ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında tamamen yakılıp yıkılan ilçenin idare merkezi olarak önce Doğanbeyli (Urumlu) köyü, hemen ardından Gürleşen köyü kullanılmış, nihayet 1928 yılında bugünkü Saimbeyli merkezine nakledilmiştir.1928 yılında tekrar ilçe merkezi olarak yapılandırılmıştır. ilçenin Ermeniler’den temizlenmesi sırasında gösterdiği üstün başarılardan dolayı ilçeye Saim Bey’in soyadı verilerek bu tarihten sonra ilçe Saimbeyli olarak anılmaya başlanmıştır. Bahçe Köyü´nün güneyindeki kayalık bir tepe üzerinde bulunan, Hitit, Asur ve Romalılarca kullanılan bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Bu kale Haçlı seferleri sırasında önemli bir rol oynamıştır. Moloz taşlarla duvarları yapılmış olan kale, dikdörtgen plânlı olup, sekiz burca ve bir gözetleme kulesine sahipti. Kalede ayrıca bir Roma kilisesi ve su sarnıcı bulunmaktadır. Günümüze çok harap durumda gelebilmiştir. Saimbeyli İlçesinde günümüze gelebilen tarihi eserler olarak; Ortaçağda Badimon adı ile anılan Haçin Kalesi ile Yörenin Ermenilerden geri alınması sırasında şehit düşen 80 Saimbeyli’nin gömülü olduğu Şehitlik bulunmaktadır. SEYHAN Adana İli´nin Merkez İlçesi iken, 1986 yılında ayrı bir ilçe olan Seyhan´ın Denizden yüksekliği 23 metre olup, 30 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 420 km2’dir. Eski çağlardan beri askeri ve ticari yollar üzerinde bulunuşundan ötürü tarihin çeşitli dönemlerinde istilâlara maruz kalmıştır. MÖ.XV.yüzyılda kentin bulunduğu Kilikya bölgesi Hititlerin egemenliği altına girerek Hitit Federasyonu´ndan Kızwatna Krallığına bağımlı olmuştur. Kızwatna Krallığının bir şehri olan Adana´nın ismi Boğazköy´de ele geçen tabletlerde "Uru Adania" olarak geçmiştir. Bununla beraber çevrede Hitit dönemine ve Kral Asitavandas zamanına ait pek fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Kilikya Bölgesinin Akdeniz´e açılan koyları, zengin gümüş madenleri, ormanları ve bereketli toprakları Asurluların dikkatini buraya çekmiştir. Asurlular bir süre bölgeyi egemenlikleri altına almışlarsa da sonunda Kilikyalılar onlara karşı ayaklanmışlardır. MÖ.VI.yüzyılın ortalarında Kilikya Bölgesi ile birlikte bu yöre de Perslerin eline geçmiş ancak, MÖ.333 yılında Büyük İskender´in Pers İmparatoru Darius´u Adana´nın doğusundaki Dörtyol-Payas Ovası´nda yenmesinden sonra Makedonyalıların egemenliğine geçmiştir. Büyük İskender İmparatorluğu´nun parçalanmasından sonra bölge Seleukosların payına düşmüştür. Akdeniz korsanlarının, Roma deniz ticaretine ağır darbeler vurmasından ötürü, Roma buraya güçlü bir ordu göndermiştir. Romalılar ilk savaşta başarılı olamamışlar, Pompeus´un emrine bütün eyalet kuvvetleri verilmiş ve bunlara 500 savaş gemisi de katılmıştır. Romalılar korsanların kalelerini ele geçirmiş ve böylece Kilikya bölgesi Roma İmparatorluğu´nun topraklarına katılmıştır. İmparator Hadrianus MS.120-135 yıllarında Adana´ya önem vermiş ve burasını önemli bir ticaret merkezi haline getirmiştir. MS.395´de Roma´nın ikiye ayrılmasından sonra yöre, Doğu Roma´nın yönetimine girmiş, İmparator Iustinianus (527-565) zamanında şehir imar edilmiş, köprüler, kemerler ve su yolları, hamamlar yapılmıştır. MS.VII.yüzyılın ortalarında Arap akınlarının Anadolu´ya yönelmesinden sonra, Emevi halifesi Abdülmelik (685-705) şehri ele geçirmiş ve İslâm kültürünün kökleşmesinde etkili olmuştur. MS.XII.yüzyılda şehir Haçlılar tarafından istilâ edilmiş, zaman zaman Bizans ile Kilikya´daki Ermeni Prensliği arasında el değiştirmiştir. MS.XIII.yüzyılda Memlûklular Ermeni Prensliğini ortadan kaldırmış, Horasan´dan gelen oğuzların Yüreğir boyundan Ramazanoğulları buraya yerleşmiştir. Ramazanoğulları Beyliği Osmanlı İmparatorluğu ile Mısır´ın Kölemen sultanları arasında sıkışıp kalmıştır. Adana bölgesi Yavuz Sultan selim´in Mısır seferi sırasında (1517) Osmanlı topraklarına katılmışsa da, Ramazanoğlu Mahmut Bey´in Yavuz Sultan selim ile Mısır Seferine katılması ve Adana şehrinin anahtarını Ona vermesinden ötürü eyaletin yönetimi bir süre daha Ramazanoğulları´nın elinde kalmıştır. Ramazanoğulları babadan oğula geçen valilik sistemi ile Adana ve Çukurova bölgesini Osmanlı İmparatorluğu´na bağlı kalarak idare etmiştir. XIX.yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğuna karşı isyan eden Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa yöreyi ele geçirmiş, Kütahya Antlaşması (1833) ile Mısır´a bağlanmış, ardından yapılan Londra Antlaşması (1840) ile tekrar Osmanlı topraklarına katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı´ndan sonra Çeşitli uygarlıkların kent merkezi olma konumu yüzyıllar boyunca devam ettirmiştir. İlçe 1918-1920 tarihi arasında Fransız işgalinde kalmış ve 05.01.1922 de işgalden kurtarılmıştır. İlçede günümüze gelebilen eserler şunlardır: Ulu Cami Eski Cami (Yağ Camisi) Yeni Cami Akça (Ağca Mescit) Mescit Hasan Ağa Camisi (Hasan Kethüda) Cuma Fakıh Mescidi Alemdar Mescidi Ali dede Mescidi Hasır Pazarı Mescidi Memiş Paşa Camisi Mestanzade Camisi Şeyh Zülfa Camisi Yeşil Mescit Sabancı Merkez Camisi Kemeraltı Camisi Ramazanoğlu Türbesi Şehit Duran Mezarı Ziya Paşa Mezarı Taş (Eski) Köprü Saat Kulesi Adana Kalesi Ulu Cami Medresesi Yağ Cami Medresesi Gün Hanı Tuz Hanı Çarşı Hamamı Irmak (Yalı) Hamamı Mestan Hamamı Yeni Hamam Atatürk Anıtı Adana Bedesteni (Arasta) Adana Arkeoloji Müzesi Adana Etnoğrafya Müzesi Vakıf Sarayı TUFANBEYLİ Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İli´ne bağlı bir ilçe olan Tufanbeyli, doğuda Kahramanmaraş ili, güney ve güneybatıda Saimbeyli ilçesi, batı, kuzey ve kuzeydoğusunda da kayseri ili ile çevrilidir. İlin kuzeyinde yer alan ilçe toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Orta kesimi çukurluk olan ilçe topraklarını Orta Torosların uzantıları olan Tahtalı ve Dibek Dağları engebelendirir. İlçe orman örtüsü bakımından zengindir. dağlık alanlar göknar, kızılçam, karaçam ve sedir ormanları ile kaplıdır. İlçe topraklarını Seyhan Irmağı´nın kollarından Göksu Irmağı sulamaktadır. Adana´ya 190 km. uzaklıkta yer alan Tufanbeyli İlçesi, denizden 1474 yükseklikte olup, yüzölçümü 964 km2´dir. 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 20.171´dir. İlçe ekonomisi, ekime elverişli alanlarının kısıtlı olmasından hayvancılığa dayalıdır. Ekime elverişli alanlarda buğday, şeker pancarı, nohut, arpa ve fasulye yetiştirilir. Hayvancılıkta daha çok kıl keçisi ve koyun yetiştirilir. Dağlık kesimde yaşayanların bir kısmı da ormancılıkla geçinmektedir. İlçe topraklarında çinko ve kurşun-çinko içeren cevher yatakları bulunmaktadır. Yöre, Hititler döneminde önemli bir yerleşim yeri idi. Yöredeki en önemli yerleşim yeri Kummani kenti idi. Kizzuvatna adlı bağımsız bir Hurri Krallığının dinsel açıdan önemli bir merkezi olan Kummani MÖ.XIV.yüzyılda Hititlerin egemenliğine girmiş, daha sonra Kapadokya Bölgesi sınırları içerisinde kalmıştır. İsmi zamanla Komana´ya dönüşen kent Roma döneminde Hieropolis Komana adı ile anılmıştır. Bizans döneminde önemini yitiren yöre Ermenilerin yaşadığı bölgelerden olmuştur. Osmanlı döneminde Hüketçe ismi ile Adana Vilayetinin Kozan sancağı sınırları içerisinde kalan Haçin (Saimbeyli) kazasına bağlı idi. 28.04.1958’de Saimbeyli’den ayrılarak Mağra adıyla ilçe olmuştur. Daha sonra ismi Kurtuluş savaşında büyük kahramanlıklar gösteren Osman Tufanbey’in adından dolayı Tufanbeyli olmuştur. Tufanbeyli´nin 20 km. kuzeyindeki Şarköy bunun en iyi örneğidir. Şarköy, Hitit, Roma, Bizans ve Ermeni dönemlerini yaşamış eski bir yerleşim yeridir. Hititlerin dini merkezi olmuştur. Bugün burada Romalılara ait bazı eserler ayakta kalmıştır. Çok harap durumdaki Roma tiyatrosu, büyük taşlarla yapılmış Bizans kilisesi, büyük mermer blok taşlardan yapılmış 6 m. yüksekliğinde, 3 m. enindeki Alakapı, bitkisel motiflerle süslü mimari parçaları görülebilen Ana Tanrıça tapınağının kapısı, sütun ve bina kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca Gebze mevkiinde Hititlere ait bazı kaya kabartmalarına da (Gebzeli Kaya Kabartmaları) rastlanmaktadır. YUMURTALIK Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Yumurtalık, doğu ve güneyde İskenderun Körfezi, güneybatı ve batıda Karataş, kuzeybatıda Yüreğir, kuzeyde Ceyhan, kuzeydoğuda da hatay ili ile çevrilidir. İlin güneyinde yer alan ilçe toprakları alçak dağlarla kuşatılmış kıyı düzlüklerinden oluşmuştur. İlçenin kuzey ve kuzeydoğusunda doğal sınırı oluşturan Misis tepelerinin yüksekliği ilçe topraklarında 500 m.yi aşmamaktadır. Çukurova´nın güneydoğu kesimini oluşturan kıyı boyunca da dar ve uzun düzlükler bulunmaktadır. Buradaki Portakalş burnu ile ilçenin güney kıyısında bulunan koy, İskenderun Körfezi´ne açılmaktadır. Yumurtalık Körfezi denilen bu koyun kuzey kıyısı doğal kumsallar halindedir. Buradaki tepelik alanlarda da yer yer çam topluluklarına rastlanmaktadır. Adana´ya 80 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 501 km2 olup, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 22.575´tir. İlçenin ekonomisi tarım, balıkçılık, turizm ve sanayie dayalıdır. İlçe halkı geçimini daha çok tarımdan sağlamaktadır. yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday, pamuk ve arpa gelmektedir. Az miktarda portakal, mandalina, üzüm, yerfıstığı ve soya yetiştirilir. Yumurtalık Körfezindeki dalyanlarda balıkçılık yapıldığı gibi halkın bir bölümü de teknelerle Akdeniz´de de balıkçılık yaparlar. Kerkük´ten iskenderun Körfezine kadar uzanan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Yumurtalık´ın Gölovası bucağının ndoğusundan geçmektedir. Botaş´a ait olan bu tesislerde ham petrol Kırıkkale rafinerisine pompalanır. Bunun yanı sıra Yumurtalık köyü yakınlarında da akaryakıt depoları bulunmaktadır. Yumurtalık kıyılarındaki kumsallar ve tatil siteleri de yörenin ekonomisine turizm açısından katkı sağlamaktadır. Antik Kilikya Bölgesi´nin sınırları içerisinde bulunan Yumurtalık´ta ilk yerleşimin MÖ.VII.yüzyılda başladığı sanılmaktadır. Kilikya Krallığı MÖ.VI.yüzyılda Persler, daha sonra Makedonyalılar ve Seleukoslar yöreye hakim olmuşlardır. MS.II.yüzyılda Akdeniz korsanlarının eline geçmiş, MS.67´de Roma´ya bağlanmış, ardından Bizanslılar, Araplar, 1336´da memlüklar hakim olmuştur. Osmanlıların egemenliğine Yavuz Sultan selim zamanında, 1517´de geçmiştir. XIX.yüzyılın ilk yarısında bir süre Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa´nın oğlu İbrahim Paşa´nın yönetiminde kalmıştır. XIX.yüzyılın sonlarına doğru Cebelibereket (Osmaniye) Sancağının Payas kazasına bağlı nahiye olarak yönetilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Ceyhan ilçesine bağlanan Yumurtalık 1959´da ilçe konumuna getirilmiştir. Yumurtalık´ta günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Antik Aigai kenti kalıntıları, Ayas (Kestanbol) Kalesi ve Ayas Su Kemeri bulunmaktadır. Yumurtalık´ın karşısındaki küçük adada da Kız Kalesi denilen bir kale kalıntısı vardır. YÜREĞİR Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Yüreğir, doğusunda Ceyhan, güneydoğusunda Ceyhan ve Yumurtalık, güneyinde Karataş, güneybatısında Mersin ili, batısında Seyhan, kuzeybatısında Karaisalı, kuzeyinde de Karaisalı ile İmamoğlu ilçeleri ile çevrilidir. Adana´ya 27 km. uzaklıkta olan İlçe´nin, denizden yüksekliği 23 metre olan ilçenin yüzölçümü 1538 km2’dir. 79 köyü bulunmaktadır. Adana merkez ilçesinden 05.06.1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur. İsmini M.S.1250-1352 Yılları arasında Türk Oğuz boyundan üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya yerleşmesinden dolayı almıştır. Yüreğir’in en önemli eseri Ceyhan nehri kıyısında bugün Yakapınarı’nın bulunduğu yerde kurulan Misis Antik Kenti, Roma ve Memluk Döneminde önemini korumuştur. Ceyhan nehri üzerinde IV. yüzyılda Bizans imparatoru Flauius Constantinus tarafından yaptırılan Misis Köprüsü’nün yakınındaki, Roma bazilikası, su kemeri, stadyum, hamam, kervansaray ve mescit görülebilir. Bu eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittir. Misis antik kentinde yapılan araştırmalarda, dönemin mozaik sanatının en güzel örneklerini yansıtan çeşitli mozaikler bulunmuştur. Geç Roma dönemine tarihlendirilen bu mozaikler Bazilika tipindeki bir tapınağın zeminine aittir. Yüreğir´de günümüze gelebilen tarihi eserler: Misis (Mabsuhestia) Kalesi Misis Köprüsü ALADAĞ Adana´ya 100 km. uzaklıktaki Aladağ İlçesi, dağlık ve engebeli derin vadili bir alan üzerine kurulmuş olup, denizden yüksekliği 850 metredir. Yaz aylarının serin geçtiği ilçede Çukurova yöresinden halkın yoğun olarak göç ettiği Başpınar, Meydan ve Tekir yaylaları ve Kapuzbaşı ile Eyner Simit Şelaleleri bulunmaktadır. İlçe halkının geçimi çiftçilik ve hayvancılık olması nedeniyle yerleşme, Aladağ çayı vadisi ile kollarının geçtiği yerlerde olmuştur. İlçenin güneyinde bulunan ovalarda tarıma elverişli toprakların bulunması bu kısımlarda halk tarafından yerleşme alanı olarak benimsenmiştir. İlçede halk geçimini başta tarım olmak üzere hayvancılık ve orman işçiliği yaparak sağlamaktadır. İlçe bozkır ve ormanlarla kaplı olması hayvancılığı geliştirmiştir. Torosların Aladağ kesiminde eski bir yerleşim yeri olan bu ilçe, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk aşiretleri buraya göç etmişlerdir. I . Dünya Savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış olan bu yöre Sinan Tekelioğlu önderliğindeki milis kuvvetlerince kurtarılmıştır. Aladağ, Karaköy ismiyle 1835 yılından itibaren Karaisali ilçesine bağlı bucak merkezi iken, 1973 yılında belediye teşkilatı kurulmuş ve ismi de Karsantı olarak değişmiştir. 1987´de İlçenin ismi Aladağ olarak değiştirilmiştir. Bölgede Antik Çağ ile ilgili kalıntılara rastlanmamaktadır. Bununla beraber, Akören Kalesi, Ortaçağ Kalesi, Mazılık ören yeri ve kalesi, bunların batısında Postyağbasan Kalesi, 3 adet de kilise bulunmaktadır. Bu kiliselerden Akören beldesindeki Kırık Kilise günümüze iyi bir durumda gelmiş önemli bir Bizans yapısıdır.Ayrıca İlçe merkezine 40 km. uzaklıktaki Acısu içmesi, Meydan yaylasındaki Bığbığı mağarası önemli doğal kültür varlıklarıdır. CEYHAN Akdeniz Bölgesi´nde Adana İline bağlı bir ilçe olan Ceyhan, doğusunda Osmaniye ve Hatay, güneyinde Yumurtalık, güneybatısında Karataş, güneybatı ve batısında Yüreğir, kuzeyinde de İmamoğlu ve Kozan ilçeleri ile çevrilidir. Çukurova´da yer alan ilçe topraklarının büyük bölümü düzlük olup, Ceyhan Irmağı kıyısında yer almaktadır. İlçenin güney kesimini boydan boya Misis tepelik alanı engebelendirmektedir. Güneybatı kesiminde 769 m.ye erişen Cebelnur Dağı´nın doruğu ilçenin en yüksek noktasıdır. İlçenin en önemli akarsuyu adını taşıdığı Ceyhan Nehri´dir. Ceyhan Nehri güneybatıda Yüreğir ilçesi ile doğal sınırı oluşturmaktadır. Adana´ya 45 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1.426 km2, 2000 Yılı genel nüfus sayım sonuçlarına göre, toplam nüfusu 178.543´tür. İlçenin ekonomisi tarıma yönelik sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, soya, portakal, mandalina, karpuz ve pamuktur. Bitkisel üretim ve sanayi pamuk ekimi ve pamuğun işlenmesi üzerinde yoğunlaşmış olup yörede bir çok çırçır fabrikası bulunmaktadır. Hazar Denizi petrolünü Akdeniz´e taşıyacak Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı buradan geçmektedir. Ceyhan İlkçağlardan itibaren çeşitli toplulukların yerleşimlerine sahne olmuştur. Verimli topraklar ve önemli bir ticaret yolu üzerinde olmasından dolayı sık sık el değiştirmiştir. Yörede, Hititler, Fenike, Mısır, Asur, Pers, Makedonya, Seleukoslar, Romalılar, Moğollar, Memlükların egemenliği altında kalmıştır. XIV.yüzyılda Ramazanoğullarının, XVI.yüzyılda da Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Kırım Savaşı´nın (1853-1855) ardından Nogaylar, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı´ndan sonra da Rumeli göçmenleri Ceyhan´a yerleştirilmiştir. XIX.yüzyılda Yarsuvat adı ile Adana´ya bağlı idi. Kısa bir süre Minareliköy olarak da anılmış, II.Abdülhamit döneminde Hamidiye, 1908´de Urfiye adını almıştır. 1926´da ilçe konumuna getirilerek Cebelibereket vilayetine bağlanmış, 1929´da da adı Ceyhan olarak değiştirilmiştir. İlçe belediyesi 1923´te kurulmuştur. Ceyhan İlçesinde günümüze gelebilen Tarihi Eserler; Dur Hasan Dede Türbesi Abdülkadir Ağa Camisi Kurtkulağı Camisi Ulu Cami Selçuklu Kervansarayı tipindeki Kurtkulağı Menzil Hanı, Selçuklu dönemine ait Havraniye Köyü’ndeki Havraniye (Misis) Kervansarayı, Yılan Kale Kazankaya Kalesi Sirkeli ve Anavarza isimli tarihi kaleler ile höyükler bulunmaktadır. FEKE Akdeniz Bölgesi´nde Adana İline bağlı bir ilçe olan Feke, kuzey ve doğusunda Saimbeyli, güneydoğu ve güneyinde Kozan, güneybatısında Aladağ, batı ve kuzeybatısında da Kayseri ile çevrilidir. İlçe toprakları Orta Torosların yüksek sıralarının kapladığı engebeli bir alanda yer almaktadır. Büyük bölümünü Tahtalı Dağları´nın engebelendirdiği ilçenin kuzeyinde Feke Dağı (1.838 m.), kuzeybatısında Tahtafırlatan Dağı (2.495 m) yükselmektedir. Bu dağlar yoğun orman örtüsü ile kaplı olup su kaynağı bakımından da zengindir. Dar ve dik vadiler içerisinden akan akarsulkar ilçe içerisinde düzlük oluşturmazlar. İlçenin başlıca akarsuyu Seyhan Irmağı´nın bir kolu olan Göksu Irmağı´dır. Adana’ya 122 Km. uzaklıktaki Feke, İlin kuzey kesiminde Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan Gülek geçidinden sonra ikinci yol üzerindedir. Deniz seviyesinden 620 m. Yüksekliktedir. 38 köyü bulunan ilçenin yüzölçümü 1.335 km2’dir. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Bitkisel üretim verimi düşük olup, az miktarda arpa, buğday, fasulye ve mısır yetiştirilmektedir. Tahtalı dağlarındaki yaylalarda çok sayıda küçükbaş hayvan yetiştirilmekte olup hayvancılığa bağlı süt ve süt ürünleri üretimi yapılmaktadır. İlçede yapağı ve kıl üretimi ve dokumacılık da gelişmiştir. Tarihi çok eskilere dayanan eski Feke, MÖ.XVI.yüzyılda Hititlerin, MÖ.VI.yüzyılda Perslerin, MÖ.333 yılında Büyük İskender’in eline geçmiş, daha sonra da Romalılar ve Bizanslıların egemenliği altına girmiştir. Kilikya’ya Arap orduları girdikten sonra buradaki Ermeni göçmenleri 1081 yılında Toroslara yerleşmiş ve Vakha Feke Kalesini Bizanslıların elinden almışlardır. Yöre daha sonra Memlüklere geçmiş, Türk boylarının Anadolu’ya gelmesi sonucunda bölgeye Türkler egemen olmuştur. XVI.yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarına katılan Feke, XIX.yüzyıl sonlarında Kozan sancağına bağlı bir kaza idi. Kurtuluş Savaşı öncesinde Fransız işgaline uğramış, 1921´de bu işgalden kurtarılmıştır.Cumhuriyet döneminde de ilçe konumunu sürdürmüştür. Feke, 1942 yılında bugünkü bulunduğu yerde yeniden kurulmuştur. Eski ilçe merkezinin bulunduğu yerdeki Feke Kalesi´nin XII.yüzyılda Bizanslılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Bunun dışında ilçede herhangibi eski eser kalıntısına rastlanılmamıştır. İMAMAOĞLU Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan İmamoğlu, kuzey ve doğuda Kozan, güneyde Ceyhan ve Yüreğir, batıda Karaisalı, kuzeybatıda da Aladağ ilçeleri ile çevrilidir. Türkiye`nin sayılı ovalarından olan Çukurova´nın Kuzey kısmında bulunan İmamoğlu Ovasın´da kurulmuştur. Adana´ya 45 km. uzaklıktaki İmamoğlu ilçesi, yüzölçümü 424 km2´dir. Bu alanın 342,5 Km2 kısmı tarım arazisidir. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 43.361´dir. İmamoğlu Ovasını Kuzeyde Kozan İlçesine ait Ulugedik denilen tepeler, güneyde belli bir coğrafi şekil bulunmamaktadır.1930’larda bir konaklama evi bulunurken 1936 yılında yöreye Romanya’dan muhacirler gelerek bugünkü şehirmerkezinin bulunduğu yere planlı bir şekilde yerleştirilmiştir. Daha sonra Kozan ve Ceyhan İlçelerinde yaşayan göçmenler de İmamoğlu’a yerleştirilmişlerdir. 30.07.1959 tarihinde bucak teşkilatı, 1964 yılında belediye teşkilatı kurulan ilçe 18.07.1983 tarihinde Kozan ilçesinden ayrılmış ve yeni bir ilçe konumuna getirilmiştir. KARAİSALI Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Karaisalı, kuzeyde Aladağ, doğuda İmamoğlu ve Yüreğir, güneyde Seyhan ilçesi ve Mersin, doğuda da yine Mersin ve Pozantı ilçesi ile çevrilidir. İlin batı kesiminde yer alan ilçe topraklarının kuzey kesimini Aladağlar engebelendirmektedir. Orta kesimi hafif engebeli alanlardan, güney kesimi de Çukurova´ya açılan düzlüklerden oluşmuştur. İlçenin başlıca akarsuyu doğuda İmamoğlu ilçesi ile doğal sınırı oluşturan Seyhan Irmağı, Seyhan Baraj Gölüne katılan Çakıt Suyu ile Körkün ve Eğlence çaylarıdır. Seyhan ve Çatalan baraj göllerinin bazı bölümleri ilçe sınırları içerisindedir. Adana´ya 47 km. uzaklıktaki Karaisalı ilçesi´nin denizden yüksekliği 240 metre olup, yüzölçümü 1.517 km2’dir. 70 köyü bulunmaktadır. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 35.122´dir. İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olup, dağlık bölgelerde hayvancılık ve ormancılık yapılmaktadır. Yetiştirilen başlıca bitkisel ürünler; buğday, arpa, soya, pamuk, üzüm, portakal ve zeytindir. Az miktarda mandalina ve yerfıstığı yetiştirilmektedir. İlçenin kurulduğu dönem kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, İlçe merkezinin güneyinde Roma dönemine ait mimari kalıntılarla karşılaşılmıştır. Yörede yeterince bir araştırma yapılmadığından bu konuda kesin bilgi bulunmamaktadır. İlçenin ismi; Hacılı Köyü´nden 1338 yılında buraya yerleştirilen Aşiretin reisi Karaisalı´dan ötürü verilmiştir. Karaisalı Ramazanoğullarından bir beydir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde tutulmuş olan defterlerde burada yaşayan Türkmen topluluklarından alınan vergilerin ramazanoğulları tarafından toplandığı yazılıdır. Ayrıca Gülek Dağı üzerindeki kaleyi onaran ve koruyan kişilerin vergiden muaf tutuldukları da belirtilmiştir. Karaisalı´da Elif, Evçatı, Hacıhalife, Olukçu, Çecelu, Şeyh Hamzalu, Sevindik Beyluğu, Yahyaoğlu, Evci Haculu, Eylencelu gibi Türkmen toplulukları yaşamıştır. Milli mücadele sırasında Fransız işgaline uğramamış ancak, Jandarma Karakoluna Fransız yanlısı kumandanlar atanmıştır. Kurtuluş Savaşı´nda Sinan Tekelioğlu komutasındaki Kuvayı Milliye güçleri 1 Nisan 1920´de şehre girmişler ve Fransız yanlısı jandarma komutanını ekarte etmişlerdir. Bundan ötürü de Karaisalı´da 1 Nisan´da her yıl Kuvayyı Milliye Günü olarak kutlanmaktadır. XIX.yüzyılda Adana vilayetine bağlı bir kaza merkezi olan Karaisalı´nın belediyesi 1906´da kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra da ilçe konumunu sürdürmüştür. İlçenin 8 km. kuzey batısında Milvan Kale, 17 km. batısında 1912 yılında Almanlar tarafından yapılan Alman Köprüsü, 12 km. güneyinde Altınova Köyü yakınlarında tarihi İpek Yolu güzergahında Kesiri Han önemli tarihi eserleridir. Yerköprü mesire yeri ve Kızıldağ Yaylası da doğal güzelliklerindendir. KARATAŞ Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Karataş, kuzeyde yüreğir, kuzeydoğusunda Ceyhan, doğusunda Yumurtalık, güneydoğu, güney ve batıda Akdeniz, kuzeybatısında da Mersin ili ve Seyhan ilçesi ile çevrilidir. İlçe toprakları Adana İlinin Akdeniz´e doğru çıkıntı yapan güney bölümünde yer alır. Çukurova´da yer alan ilçe toprakları tamamen düz ovalık bir arazi yapısına sahiptir. İlçenin Akdeniz kıyısında doğal kumsalları vardır. Batıda Seyhan, doğuda da Ceyhan Irmağı ilçenin doğal sınırını oluşturur. Kıyıdaki kumul setleri ile deniz arasında lagünler bulunmaktadır. Bunlar doğudaki Akyayan ve Kokarot, ortadaki Akyatan, batıdaki Tuz gölleridir. Sığ ve suları tuzlu olan bu lagünlerin çevresi bataklıktır. İlçenin ekonomisi tahıl ve pamuk tarımı ile turizm ve balıkçılığa dayalıdır. Adana´ya 47 km.uzaklıkta bulunan Karataş´ın yüzölçümü 922 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 32.375´tir. İlkçağda bugünkü Karataş´ın yakınlarında Mallos antik kenti bulunuyordu. Surlarla çevrili Magarsos kenti ise Mallos´un güneybatısında kurulmuş Çukurova´nın ilk liman kentlerinden biri idi. Büyük İskender döneminde Magarsos yakınlarında kurulan kentin yapımında kullanılan taşların renginden dolayı buraya Karataş adının verildiği sanılmaktadır. İlk Çağın önemli bir liman kenti olan Magarsus Arzava, Hitit, Yunan, Roma, Bizans, Ortaçağda Roma ve Abbasilerin egemenliğini yaşamıştır. Karataş1517 yılında Osmanlıların eline geçmiş, I.Dünya savaşı´ndan sonra Fransızlar tarafından işgal edilmiş, bir yıl sonra da Türkiye Cumhuriyeti topraklarına dahil edilmiştir. 1957 yılında da İlçe konumuna getirilmiştir. Magarsus´ta limana bakan görkemli bir kale (Magarsos Kalesi) , denize dönük büyük bir tiyatro ve bir Athena tapınağı bulunmaktaydı. İskender, İ.Ö.333’de kente uğramış ve bu tapınakta kurban töreni düzenlemiştir. Türkler, bu kente, kara taşlardan yapılma Bizans dönemi kilisesinden dolayı Karakilise demişlerdir. Ancak Türk-Bizans savaşları sırasında kilise yanınca, bu ad Yanıkkilise olarak değiştirilmiştir. Günümüzde buradaki örenyeri, Dört Direkli ismiyle tanınmaktadır. Günümüzde bu alanda, yüzeyde, keramik parçaları dışında hemen hemen hiçbir kalıntı görülmemektedir. İlçede, Osmanlı döneminden kalma iki han bulunmaktadır. Bunlardan biri 1608´de inşa edilen Karataş Hanı´dır. Diğeri ise Pazaryeri´nde olup kısmen aşınmış olan kitabesinden 1872 yılında yapıldığı öğrenilmektedir. Ancak bu hanlar harap bir durumdadır. KOZAN Akdeniz Bölgesi´nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Kozan, doğusunda Osmaniye ili, güneydoğuda Ceyhan, güneyde İmamoğlu, batıda Aladağ, kuzeyde Feke, Kuzeydoğuda da Saimbeyli ve Kahramanmaraş ili ile çevrilidir. İlçe toprakları kuzeyden güneye doğru Orta Torosların güney uzantıları, eşik alanlar ve Çukurova´nın Yukarı Ova kesiminden oluşmuştur. Dağlık alanlar ormanlarla kaplıdır. İlçe topraklarını Ceyhan´ın kollarından Kırksu, Delice Suyu ve Kilgen Deresi ile Seyhan Nehri´nin kollarından Göksu Irmağı sulamaktadır. Kilgen Deresi üzerinde Kozan Baraj Gölü yer almaktadır. Yüzölçümü 1.690 km2 olan Kozan´ın 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 130.875´tir. İlçe ekonomisi tarıma dayalı olup yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, portakal, pamuk, mandalina, arpa, üzüm ve yerfıstığıdır. İlçenin yüksek kesimlerinde hayvancılık yapılmaktadır. İlçe topraklarında kurşun, çinko ve demir yatakları vardır. İlçenin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kozan, tarihi bir kervan yolu üzerinde olup, İlk Çağların dinsel merkezi olan Kummanni’den geçen bu yol Hititler döneminde önem kazanmıştı. Kozan´ın kuruluşu ile ilgili kesin bir bilgi olmamakla birlikte, eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. MS.17´de Romalıların eline geçen Kozan (Sis), o dönemde keten dokumacılığı ileri bir düzeye ulaşmıştı. Önemli bir ticaret merkezi olan kent, MS.536´da şiddetli bir deprem sonucu tamamı ile yıkılmıştır. VII.yüzyılda Emevilerin, X I.yüzyılda da Selçukluların egemenliğine girmiştir. Eski adı Siskia, yada Sision olan Sis (Kozan), Ermeni Rupinyan Kırallığı’nın merkezi olmuştur. Siyasal kimliği olan ve Gateğigos denilen patriklik yönetiminde Ermeniler merkez kiliselerini burada kurdular ve Sis ( Kozan ) onlar için ziyaret yeri olmuştur. Mısır valisi Memlük Eşref’in buyruğu ile Sis,Halep valisi yönetimine girince Ermeniler Kozan ve Saimbeyli kalelerine yerleşmişlerdir. XVII.yüzyılda Sis, Kozanoğulları yönetimi altına girdi. Kozan adı buradan kaynaklanmaktadır. 1867 yılında Kozan Kozanoğulları yönetiminden alınarak Adana´ya bağlı bir sancak haline getirilmiş ve Sis de bu sancağın merkez kazası olmuştur. O tarihlerde Sis’te 3.500 kişi yaşamaktaydı. Büyük çoğunluğu Ermeni, 700’ü Müslüman geri kalan 300 kişide değişik kökenlerden gelmekteydi. Bugünkü Kozan İlçesinin bulunduğu yerde İlkçağın sonlarına doğru Sis isimli antik bir kent bulunuyordu. Çukurova Irmağının kenarındaki vadilerde kurulmuş olan bu kent, Asur döneminde ticaret merkezi konumundaydı. Buna dayanılarak M.Ö.700 yıllarında varlığı bilinen Sis kentinin günümüze gelen en iyi yapısı kalesidir. Bunun dışında kentle ilgili başka bir kalıntı ve buluntu günümüze gelememiştir. Sis Kalesi, iki bölümlü olup, güney bölümünün ortasında oldukça yüksek bir yere iç kale yerleştirilmiştir. Güney bölüm ile kuzey bölüm kalın bir sur duvarı ile ayrılmıştır. Bu sur, 6 km. ye kadar uzanmakta ve 44 burç ile de desteklenmiştir. Ayrıca kalenin içerisinde su sarnıçları, mahsenler, gizli yollar ve Bizans dönemine ait bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Orta Çağa tarihlendirilen kaledeki yazıtlar ve mimari parçalar Selçuklular zamanında onarıldığını ortaya koymaktadır. Kozan Çarşısı içerisinde 1448 yılılda Kölemen emiri Abdullah Hoşkadem´in yaptırdığı kesme taştan, giriş kapısı renkli mermerlerle süslü, üst üste iki kubbeli camisi bulunmaktadır. 1923´de sancaklar vilayete dönüştürülünce, Kozan önce vilayet 1926´da da yeniden Adana’ya bağlanarak ilçe konumuna getirilmiştir.


  Yorumlar

 
Gisele Bundchen video


Grafik - Resim Programları


Asker Mesajlari


Belalı Tatil - My Sisters Kids In Egypt


Romantik sözler


Atasözleri


Güzel Sözler


Şarkı Sözler


Yüz bakımı


Sarkı SözLeri


Cinsellik |  Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |  Script Hakkında |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Şiirler

Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır aşk şiirleri aşk sözleri islami sohbet dini sohbet chat sohbet Chat Mirc Chat Mynet Sohbet Sohbet Siteleri mynet mynet sohbet mirc indir chat odaları islami sohbet Kaliteli Sohbet Cet sohbet odaları canlı sogörüntülü sohbet kameralı sohbethbet rüya tabiri oyunlar Sohbet Sinema izle mp3 dinle Cinsel Sohbet Chat Yemek Tarifleri Sohbet islami sohbet Mevzu Forum ! sesli chat , sesli sohbet , sesli sohbet chat sohbet chat mynet sohbet görüntülü chat , seslisohbet , sesli