|
Dünya tarihi boyunca insan/lık için yazmış kalemlere prangalar atılmıştır. Bir insan düşünün ki savaş'a karsi barışı haykırıyor, çalışan insanlara emeğini verin diye haykırıyor ve bu kalemlere bu insanlara prangalar atılıyor.
Neden mi?
Nedeni çok basit çünkü bu kimseler sömürüden fakiri ezecek menfaatindan vazgeçmek istemiyor. Bu kimseler dünya tarihini kanla yazmışlardır ve yazmaya da devam edecekler.
Bir çocuk lüks oyuncaklarla değil Taşla toprakla oynamak istiyor Bir çocuk lüks sofralarda değil Kuru ekmekle karnını doyuruyor Taşı toprağı basınıza Esirgediler kuru ekmeği esirgediler Kalk çocuk kaleminle kalk çocuk Engellere savaşlara prangalara savaş zamanıdır
Edebiyat ve kalemin özgürlüğü için önce şairin özgürlüğü olmalıdır özgür kalem özgür insanin elindedir. Nazım, Ahmet Arif, Neruda sürgünlerde mahpuslarda seslerini duyurdular insanlığa ulaştılar. Bu yazarların yaşamları hapislerde sürgünlerde geçti.
Şair öncüdür. Toplumdaki negatifleri pozitifleriyle sunar. İnsanlık üzerlerine yürür korkusu lüksünden mahrum olmalari özgürlügüne engel oldu şaire, şiirine, yaşamına. Özgür insan ve özgür toplum icin dilin özgürlüğü şiirin özgürlüğü önceliklidir. Şair toplumu başka bir gözle inceler sıradan incelemez sıradan olmadığı için sürekli prangalara yasaklara maruz kalır gerçekleri doğruyu haykırdığıdır mahkümluğu. Bir şairin eserinin özgürlüğünün engelenmesi yaşadığı toplumunda özgürlüğünün engellenmesidir. Toplumun sesi şairdir şiiridir haykırışıdır.
Gözlem şiirin hamurudur, şiiri yazan şair bir sosyolog olmasa da kendini bir sosyolog olarak görmeli ve olayların akışını sürecini hissetmeli şiirin özünü yakalamak icin.
Toplumun bireyin hareket ve tavrının analizini yapabilmeli gözlemleriyle. Sıradan bir gözlem değil bu mercekle yapılmış olan gözlem olayın içindeki molekülünü görme kabiliyetinde olmalı. Şair ve sanatçı bir kişilik yaratılmış güzel şiir gibi sonsuzluğu anlamları şiire ya da resim anıtına taşımalıdır.
Esintisiz elbette şiir olmaz fakat bir bütün şiir sadece ilhamla yazılamaz bir ya da iki sözcük bir dize esinti olabilir bundan fazlasi güzaftır. Esinti sözcüklerini şiir halini alabilmesi için şaire büyük görev düşüyor bu da yetenektir. Yetenek ne okulla ne mürekkeple elde edilir, yaratılış ve doğustan olmayan bir yeteneği aramakta bir rüyadir. Elbette okuma ve cok yazma göz ardı edilemez esin kaynağına esin katabilir.
Şiir yetenek, duygu ve gözlemdir. Bunlardan birinin eksikligi şiiri ya ayaksız ya da elsiz bırakır, şiir yürüyemez hale getirir ve kendi içinde dövünümüyle kalır. Sıradanlaşmaktan uzak gidilmeli. Mesela gam, yakamoz, çığlık gibi terimler siirlerin icine sanki baska terim kalmamiscasina o kadar çok serpiliyor ki okuyucu icin bu terimler artik anlamsizlasiyor.
Şair siirindedir sıradan biri değildir var edilmiş bencil savaşcıl şiddet dünyalarıyla sürekli bir çatışma içindedir. Şair neden ve niçin sorularıyla bu düzende ki yaşamları sorgular. Bazen yalnizlik bazen sevgi, sevda bazen kavga, hani iğne atsan yere düşmez ama şair iğne gibi kalabalıklara düşer ve şiiri çıkartır. Toplumdan önce yatar önce kalkar önce hareket eder. Özgürlüğü kısıtlanmış toplumların halkların adaletsız dunyanın sesidir şair.
|